Farklı kiliseler hakkında bilgi toplamış olabilirsiniz. Tabii bu konu o kadar derindir ki bunu kısa bir makalede açıklamak kolay değil. Ama yine de size, temel olacak bilgileri vermeye çalışacağız. Bize yazabilirsiniz!

Tanrı’nın isteği bizim Kutsal Kitap’ta yazılmış olan haliyle bu kurtuluşu kabul edip, öylece yaşamamızdır. Fakat insan elinin değdiği her şeyde olduğu gibi, inanç konularında da yozlaşma, aşırıya kaçma, gerçekten uzaklaşma olmaması imkansızdır. İncil’de o kadar çok “şunu yapma”,  “bunu yeme” vesaire, emirler yok. Ama insanlar  “buyruklar” istiyorlar. Tanrı’nın onların hiçbir yardımı olmadan gerçekleştirdiği “kurtuluş” planını anlayamıyorlar ve kendileri de bir şey yapmak istiyorlar (sevap). Aslında böylece Tanrı’nın saygısını ve sevgisini kazanmaya çalışıyorlar. Ama eğer sen kendin İncil’i okursan orada çok açık bir şekilde bunun, yani “kurtuluşun” Tanrı’nın insanlara olan sonsuz sevgisinden kaynaklanan bir  “armağan” olduğunu göreceksin. Sana burada İncil’den bir ayet vermek istiyoruz. İncil-Markos 12 ci bölüm 28 den 31 ci ayete kadar;  Bir din bilgini yaklaşıp O’na “tüm buyrukların en önemlisi hangisidir” diye sordu. İsa şöyle karşılık verdi; “En önemlisi şudur:  Dinle ey İsrail Tanrımız olan Rab tek Rab’dir. Tanrın olan Rab’bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle sev, ikincisi de şudur: Komşunu kendin gibi sev. Bunlardan daha büyük buyruk yoktur.” İsa’nın kendisi en büyük buyruğun, yani asıl bir inançta aranılması gereken özelliğin ne olduğunu açıklıyor.  Burada başka ayetleri yazmıyoruz, İncil’in eline geçtiği zaman kendin okuyabilirsin. İncil’iniz yoksa bizden talep edebilirsiniz!

Aslında bizim günahlı doğamız yüzünden inancımıza daha “başka şeyler” eklemek istiyoruz. Bu kültür oluyor, dil oluyor, gelenekler oluyor, doğa ve iklim koşulları oluyor, tarih oluyor. Geleneksel olmaya başlandığı zaman biz neyi neden yaptığımızı, İsa’yı unutabiliyoruz. Özellikle M.S. 300-500 yılları arasında devlet – kilise kavramının gelişmesiyle biçimcilik başladı ve kilise devlete ait olduğu için insanlar zorla buna inanmak zorunda bırakıldı. Aksi halde hayatlarını kaybederlerdi. Ve bu durum İncil’le alakası olmayan bir yaklaşımdır.

İsa’nın getirmek istediği “yeni bir din” değildi. O bir yaşam tarzı getirdi. Bu yaşam tarzıda şöyle açıklanabilir. Tanrının sevgisini kabul eden insan ve kendiside Tanrı’yı seven bir insan . Çünkü yaratılışımızın amacıda buydu. İnsan Tanrı’yla çok özel bir ilişki için yaratıldı. Ruhu ve bedeni sonsuza dek Tanrı’yla yaşasın diye yaratıldı. Adem ve Havva günah işledikten sonra Tanrı’nın insan için hazırladığı iyiliği kaybettiler. Tanrı daha o gün bu “kurtuluş” yolunu hazırladı. Senin bu konuyu araştırman gerekiyor. Ve Tanrı’ya sana bu konularda anlayış vermesi için dua da etmelisin. Çünkü gerçeğe dayanan iman sadece Tanrı’dan gelir.